Geleneksel "görmedim, duymadım, bilmiyorum" öğretisi insanı pasif bir cehalet zırhıyla korur ve bu inkar davranışı eylemsizliğe mazeret sunar. Oysa bu, bilmenin ve hissetmenin getirdiği sorumluluktan kaçıştır. Eser, bu klasik üçlemeyi kırarak insanı var olan algı kapasitesiyle yüzleştirir: ilk üç figür — gören, duyan ve konuşabilen potansiyeliyle — edilgen bir varlık değil, tam anlamıyla gerçeğe tanık olan "bilinçli insan" simgesidir. Eserin sarsıcı kırılması ise dördüncü figürde gerçekleşir. Elinde tuttuğu "kayıtsız kalmayı seçiyorum" yazısıyla, yüzü bir aynadan oluşan bu beden; kayıtsızlığın duyusal bir körlük değil, doğrudan iradi bir seçim olduğunu vurgular. Aynadaki yansımasıyla karşılaşan izleyici, sahip olduğu yetilerinin farkına vardıktan sonra kendi eylemsizliğiyle baş başa kalır. Eser bu bağlamda, tanık olduğu halde arkasını dönmeyi tercih eden insanların kaçınmalarına ve o soğuk "bilinçli duyarsızlığına" doğrultulmuş kırık bir aynadır.

Peki ya sen, en çok hangi konulara karşı kayıtsız kalmayı seçiyorsun?…

Sen nelere karşı kayıtsız kalmayı seçiyorsun?

Sen de bu duvara bir çözüm önerisi, bir yorum, dilersen sadece bir iz bırak…

Anatomy of Indifference — İnteraktif Dijital Sanat Sergisi